‘Tecvit Bilgileri’ Kategorisi
Tecvit ile ilgili bilinmesi gereken genel bilgiler
Miktarı: Bir buçuk eliftir:
سَمِيعٌ بَصِيرٌ←سَمِيعُمْ بَصِيرٌ, مِنْ بَعْدِ←مِمْ بَعْدِ İHFÂ
Tenvin veya sakin nun’dan sonra ihfâ harflerinden biri gelirse ihfâ olur. Miktarı: Bir buçuk eliftir. İhfâ harfleri, şu beytin ilk harflerinden oluşan on beş harftir:
صِفْ ذَا ثًنَا جُودَ شَخْصٍ قَدْ سَمَا كَرَمَا ضَعْ ظَالِمًا زِِدْ تُقَا دُمْ طَالِبًا فَتَرَى
ت , ث , ج , د , ذ , ز , س , ش , ص , ض , ط , ظ , ف, ق, ك
Örnek: أًنْتُمْ , مِنْ دُونِ , مِنْ طَيِّبَاتِ , عَنْ صَلَاتِهِم
İZHÂR
İzhar, iki harfin arasını birbirinden ayırıp açarak, idgamsız, ihfasız, ve iklabsız olarak açıkça ve kuvvetlice okumaya denir. Tenvin veya sakin nun’dan sonra izhar harflerinden biri gelirse, izhar olur. Hükmü: vaciptir. İzhar harfleri, şu beytin ilk harflerinden oluşan altı harftir:
اَلَّلهُ حَىٌّ خَالِقٌ عَدْلٌ غَنِىٌّ هَادِيًا ) ا , ح , خ , ع , غ , ه(
Örnek: مَنْ آمَنَ , غَفُورٌ حَلِيمٌ , مِنْ خَوْفٍ
TENVÎN VE SÂKİN NÛN’UN BEŞ HALİ
Buraya kadar gördüğümüz gibi, tenvin veya sakin nun’un şu beş hali vardır:
Tenvin veya sakin nunden sonra;
1) Lam veya ra harfi gelirse, idgâm-ı bilâ gunne olur.
2) Mim, nun, vav, ye harflerinden biri gelirse, idgâm-ı meal gunne olur.
3) Be harfi gelirse, iglab olur.
4) Şu on beş harften birisi gelirse ihfâ olur: Te, se, cim, dal, zel, ze, sin, şın, sat, dat, tı, zı, fe, kaf, kef.
5) Elif, ha, hı, ayn, ğayn, he harflerinden biri gelirse izhar olur.
KALKALE (VURGULU OKUYUŞ)
Harfin, çıkış yerinden kuvvetli bir ses ile okumasına kalkale denir. Kalkale harfleri olan şu beş harf, kelimenin ortasında veya sonunda cezimli olarak gelirlerse kalkaleli okunurlar:
قُطْبُ جَدٍ ( ب , ج , د , ط , ق) سُبْحَانَك , اَطْعَمَهُمْ , اَلَمْ يَجْعَلْ , حَمِيدٌ مَجِيدْ , مُلْحِقْ
Not: Şedde ve idğam kalkaleye manidir (bu ikisinde kalkale yapılmaz): … َنَجَّيْنَاهُ (Yunus 10/73, s. 218) , اِذْهَبْ بِكِتَابِي (Neml 27/28, s. 380)
RA HARFİNİN (İNCE VEYA KALIN) OKUNUŞU
a. Ra Harfinin Kalın Okunduğu Yerler
i. Ra’nın harekesi üstün ve ötre ise kalın okunur: , نَصْرٌ لِيُنْذِرَ , تَمُرُّ
ii. Ra cezimli ise, kendisinden önceki harfin harekesi üstün ve ötre ise yine kalın okunur:
وَاْمُرْ بِاْلعُرْفِ , وَانْحَرْ , بِالنُّذُرْ
iii. Ra ve ondan önceki harf sakin, bir önceki harfin harekesi üstün ve ötre ise kalın okunur:
بِالصَّبْرْ , مِنْ كُلِّ اَمْرْ , فِى الصُّدُورْ
iv. Vasıl hemzesinden (okunmadan geçilen hemzeden) sonra gelen ra, kalın okunur (Kuran’da vasıl hemzelerinin başında ص yazılıdır):
اِرْجِعِى , لِمَنِ ارْتَضَى , اِرْكَبْ
v. Ra sakin, kendinden önceki harf esreli, ra’dan sonraki harf ise kalın okunan harflerden olup harekesi üstün ve ötre olursa, ra yine kalın okunur: فِرْقَةٌ , مِرْصَادًا , قِرْطَاسٌ
b. Ra Harfinin İnce Okunduğu Yerler
i. Ra’nın harekesi esre ise ince okunur: اَبْصَارِهِمْ , يُرِيدُ , بِاْلبِرِّ
ii. Ra cezimli ise, kendisinden önceki harfin harekesi esre ise ince okunur:
وَاصْطَبِرْ , مُذَكِّرْ
iii. Ra ve ondan önceki harf sakin, bir önceki harfin harekesi esre ise ince okunur:
بَصِيرْ , قَدِيرْ
iv. Ra sakin ve bir önceki lîn harfi ise, ra harfi ince okunur:
فَوْرْ , خَيْرْ , سَيْر
ALLAH LAFZININ OKUNUŞU
a. Allah Lafzının Kalın Okunduğu Yerler: Allah isminden önceki harfin harekesi üstün veya ötre ise Allah isminin lam’ı kalın okunur:
هُوَ الَّلهُ , نَصْرُ الَّلهِ
b. Allah Lafzının İnce Okunduğu Yerler: Allah isminden önceki harfin harekesi esre olursa Allah isminin lam’ı ince okunur:, بِسْمِ اللَّهِ ,أَعُوذُ بِاللَّه للَّهِِ
HE ZAMİRİNİN OKUNUŞU
a. He Zamirinin Uzatılarak Okunduğu Yerler:
i. He zamirinin harekesi ötre, kendinden önceki harfin harekesi ise üstün yahut ötre olursa, bir elif miktarı çekilerek okunur: اِنَّهُ , وَلَهُ , شَرُّهُ , رَبُّهُ
ii. He zamirinin harekesi esre, kendinden önceki harfin harekesi de esere olursa, bir elif miktarı çekilerek okunur: بِهِ , رَبِّهِ , وَبِهِ
b. He Zamirinin Uzatılmayarak Okunduğu Yerler:
i. He zamirinin harekesi ötre, kendinden önceki harfin harekesi ise esre olursa, he zamiri çekilmez: Saffat 37/42, s. 448) فَوَاكِهُ
ii. He zamirinden önceki harf cezimli veya medd-i tabiî ise, he zamiri çekilmez:
عَلَيْهِ , اِلَيْهِ , فِيهِ , خُذُوهُ , هُدَاهُ
v. Çekilen he zamiri, durakta gelirse, çekilmeden okunur:
لِقَوْمِهِ , شَرُّهُ , مَالَهُ
SEKTE
Sekte, nefes almadan bir elif miktarı kadar bir süre sesi kesmeye denir. Kuran’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır:
a. Kehf 18/1, s. 294’un sonundaki عِوَجًا kelimesinde: … وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا (1) قَيِّمًا Burada sekte yapılmasaydı عِوَجًا derken ihfa yapılması gerekirdi.
b. Yâsin 36/52, s. 444’deki مَرْقَدِنَا kelimesinde: … مِنْ مَرْقَدِنَا هَذَا …
c. Kıyame 75/27, s. 579’daki مَنْ kelimesinde: وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
d. Mutaffifîn 83/14, s. 589’daki بَلْ kelimesinde: … كَلَّا بَلْ رَانَ
VAKIF (DURMAK)
Vakıf, herhangi bir kelime üzerinde bir müddet sesi kesip, nefes alarak dinlenme haline denir. Vakıfta esas olan, sükûn üzere durmaktır ancak bunun istisnaları vardır.
a. Durulan kelimenin sonunda, iki üstün dışında bir hareke varsa, cezim üzere durulur:
نَسْتَعِينُ ←نَسْتَعِينْ , رَحِيمٌ ← رَحِيمْ , إِلَى حِينٍ ← إِلَى حِينْ
b. Durulan kelimenin sonu iki üstün’de ise, tek üstünlü ve uzatarak durulur: نَارًا , سَمَاءً Ancak iki üstünlü harf yuvarlak te (ة) ise, “heh” şeklinde cezimli ve he (ه) olarak durulur: حَفَظَةً
c. Durulan kelimenin sonunda med harfi varsa durunca da uzatılarak durulur:
عَلَى نَفْسِى , عَلَى عَبْدِنَا , آمَنُوا
d. Son kelime harekeli vav veya ye olur ve bu ikisinden önceki harf da harekeli olursa, durulunca med harfi hasıl olduğundan, son harf olan vav veya ye okunmaz ancak onlardan önceki harf uzatılarak durulur (Burada anlatılan durumun benzeri, elif harfinde olmaz. Çünkü harekeli elif’e elif denmez, hemze denir). Mesela:
هُوَ (hû) , هِىَ (hî) , مَثَانِيَ (Zümer 39/23, s. 460, ayet ortası, mesânî) ,
e. Durulan kelimenin sonu şeddeli ise, sükun üzere fakat bastırılarak (vurgulu durularak) şeddeli olduğu belirtilir: فِى اليَمِّ , مُسْتَقَرٌّ , تَبَّ
f. Yuvarlak te’lerde (ة), he üzerinde durulur (harekesi iki üstün bile olsa): خِيفَةً (hîfeh)
g. He zamirlerinde de he üzere durulur: تِلَاوَتِهِ (tilavetih), هذِهِ (hazih)
1. Durak işaretleri
م : Durmak vaciptir. Durulmayıp geçilirse anlam bozulur.
ط : Durmak evlâdır (daha iyidir).
ج : Durmak evlâdır.
قف : Durmak evlâdır. Hafif bir duruşla (bir nefeslik) durulmalıdır.
ز : Geçmek evlâdır.
ق : Geçmek evlâdır.
ص : Nefes yetmediğinde durulabilir.
لا : Durmak caiz değildir. Eğer durulursa bir önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Ayet sonunda durunca ise, tekrar edilmez çünkü durak sonlarında durmak caiz, hatta efdaldir.
ك : Bir evvelki durağın aynısı demektir.
: Yakın aralıklarla rastlanan bu üç noktanın birisinde durulur, diğerinde durulmaz. Her ikisinde durmak veya her ikisinde geçmek caiz değildir (üç noktanın birincisi ayet ortasında, ikincisi ise ayet sonunda olsa veya üç noktanın birincisi ayet sonunda olsa bile hüküm aynıdır. Yani bu durumda, birincisinde durmuş isek, diğerinde durmamalıyız):
ع: Konu bütünlüğünü gösteren işarettir. Okuyan namazda ise ve rüku yapmak istiyorsa, bu işaretin olduğu yerde rüku etmesinin münasip olduğunu gösterir.
Not: Kuran’da birkaç yerde, kıraat imamlarının oradaki durak işareti konusunda ihtilaf etmelerinden, iki durak işareti birden kullanılmıştır. Mesela, Duhân 44/49, s. 499’un başındaki “zuq (ذُقْ)” kelimesinin sonunda “lâ” ve “cim” durak işareti beraber yazılmıştır. Biz bu iki durak işaretinden birisine uyabiliriz.
2. Diğerleri
الجزؤ : Cüz başlarını belirtmek için yazılmıştır. 20 sayfaya bir cüz denir (son cüz olan 30. cüz, 26 sayfadır).
حزب : Her cüz 4 hizbe ayrılır, her cüzün ¼’ini gösterir (26 sayfa olan 30. cüzde de 4 hizb vardır).
سجده : Secde ayetlerini gösterir ve o ayet hizasına konur. Kuran’da 14 yerde secde âyeti vardır:
مد : Hangi harfin altında bulunuyorsa o harf bir elif miktarı uzatılır: Mesela:
مُسْتَهْزَِؤُنَ (Bakara 2/14, s. 4 “u” nun altında)
قصر : Hangi harfin altında bulunuyorsa, o harf uzatılmadan okunur: Mesela:
أُولَئِكَ (Bakara 2/5, s. 2)
ص : Vasl hemzeleri (okunmadan geçilen hemzeler) üzerine konur. Mesela:
فِى الْاَرْضِ (Bakara 2/11, s. 4)
قطع : Katı hemzeleri (muhakkak okunması gereken hemzeler) altına konur. Mesela:
اَ طَّلِعُ , (Kasas 28/38, s. 391) اَ تَّخِذُ (Enam 6/14, s. 130)
نِ : Sonu tenvinli kelimelerden bir sonraki kelimeye geçişi sağlar (Bu durumda tenvin tek harekeye düşer ve vasıl nun’u esreli olarak okunur). Mesela:
سَوَاءً الْعَاكِفِ (Hac 22/25, s. 336), بِغُلَامٍ ا سْمُهُ (Meryem 19/7, s. 306)
س : Kuran’da ص harfiyle yazıldığı halde س gibi ince okunması gereken yerlerde kullanılır. Sad harfinin altına yazıldığı yerlerde “sad” harfi,“sin” gibi okunur:
اَلْمُصَيْطِرُونَ (Tûr 52/37, s. 526) , وَاللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُطُ (Bakara 2/245, s. 40)
اماله (İmâle): Yalnızca Hud 11/41 s. 227’deki مَجْرَاهَا kelimesindeki ra’nın altında bulunur. Burada ra harfi, üstünden esreye doğru meyillendirilerek okunur.
ادغام (İdgam): Altına yazıldığı kelime, yazıldığı gibi değil de, idgam ile okunur. Yalnızca Hud 11/42 s. 227’de vardır: اِرْكَمَّعَنَا ← اِرْكَبْ مَعَنَا
تسهيل (Teshîl): Kolaylaştırmak demektir. Birbirini takip eden iki hemzenin altına yazılır. Bu iki hemzeden birincisi yerinden, ikincisi ise, he sesi karıştırılmadan, hemze tam yerine verilmeden, hemze ile elif arasında yumuşak olarak (hafifce hemzeden medde kayar gibi) okunur. Asım kıraatına göre sadece Fussilet 41/44, s. 482’de teshîl vardır ve Kuran’da bu kelimenin altında “teshîl” yazılıdır: ءَأَعْجَمِيٌّ (Fussilet 41/44, s. 482). Burada ne “ê” diyeceğiz, ne de “ee”, ikisinin arasında yumuşak bir sesle okuyacağız.
اشمام (İşmâm): Sükûndan sonra kelimenin sonunda bulunan ötre harekesine işaret etmek için dudakların ileriye doğru toplamasına işmam denir. İşmam sadece ötrede ve aslı ötre olanda olur. Hükmü: Asım kıraatına göre Yusuf 12/11, s. 237 dışında, vacip değildir ve esas olarak sağırlar için yapılır:
لَا تَأْمَنَّا (Yusuf 12/11, s. 237). Bu kelimenin aslı: لَا تَأْمَنُنَا . Kuran’da bu kelimenin altında “işmâm” yazar.
تفخيم : Altına yazıldığı harfin kalın okunması gerektiğini gösterir. Özellikle yanılınılabilecek yerlerde kullanılır. Mesela Enbiya 21/28, s. 325’deki “irtedâ” kelimesindeki “ra” nın altında vardır: لِمَنِ ارْتَضَى
OKUYUŞ ŞEKİLLERİ (YAVAŞ – HIZLI – NORMAL)
A. Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, manayı düşünerek, bütün tecvit kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (mesela medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
B. Hedr / Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lazım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
C. Tedvîr: Tahkîk ile hedr’in ortasıdır. Bunda da mana düşünülür.
Kaç çeşit okuyuş şekli vardır bunlar nelerdir?
OKUYUŞ ŞEKİLLERİ (YAVAŞ – HIZLI – NORMAL)
A. Tahkîk: En ağır okuma şeklidir. Yavaş yavaş, manayı düşünerek, bütün tecvit kurallarına uyarak, ruhsatları kullanmadan (mesela medd-i munfasılı da 4 elif uzatarak) okumaktır.
B. Hedr / Hadr: Süratli okuma şeklidir. Hatim indirenler, cüz okuyanlar bunu tercih ederler. Bunda yine medd-i lazım 4, medd-i muttasıl 2 elif uzatılır. Bu ikisinin dışında 1 eliften fazla uzatılanlar ise 1 elif uzatarak okunur.
C. Tedvîr: Tahkîk ile hedr’in ortasıdır. Bunda da mana düşünülür.
Vakıf nedir vakıf işaretleri nelerdir?
VAKIF (DURMAK)
Vakıf, herhangi bir kelime üzerinde bir müddet sesi kesip, nefes alarak dinlenme haline denir. Vakıfta esas olan, sükûn üzere durmaktır ancak bunun istisnaları vardır.
a. Durulan kelimenin sonunda, iki üstün dışında bir hareke varsa, cezim üzere durulur:
نَسْتَعِينُ ←نَسْتَعِينْ , رَحِيمٌ ← رَحِيمْ , إِلَى حِينٍ ← إِلَى حِينْ
b. Durulan kelimenin sonu iki üstün’de ise, tek üstünlü ve uzatarak durulur: نَارًا , سَمَاءً Ancak iki üstünlü harf yuvarlak te (ة) ise, “heh” şeklinde cezimli ve he (ه) olarak durulur: حَفَظَةً
c. Durulan kelimenin sonunda med harfi varsa durunca da uzatılarak durulur:
عَلَى نَفْسِى , عَلَى عَبْدِنَا , آمَنُوا
d. Son kelime harekeli vav veya ye olur ve bu ikisinden önceki harf da harekeli olursa, durulunca med harfi hasıl olduğundan, son harf olan vav veya ye okunmaz ancak onlardan önceki harf uzatılarak durulur (Burada anlatılan durumun benzeri, elif harfinde olmaz. Çünkü harekeli elif’e elif denmez, hemze denir). Mesela:
هُوَ (hû) , هِىَ (hî) , مَثَانِيَ (Zümer 39/23, s. 460, ayet ortası, mesânî) ,
e. Durulan kelimenin sonu şeddeli ise, sükun üzere fakat bastırılarak (vurgulu durularak) şeddeli olduğu belirtilir: فِى اليَمِّ , مُسْتَقَرٌّ , تَبَّ
f. Yuvarlak te’lerde (ة), he üzerinde durulur (harekesi iki üstün bile olsa): خِيفَةً (hîfeh)
g. He zamirlerinde de he üzere durulur: تِلَاوَتِهِ (tilavetih), هذِهِ (hazih)
1. Durak işaretleri
م : Durmak vaciptir. Durulmayıp geçilirse anlam bozulur.
ط : Durmak evlâdır (daha iyidir).
ج : Durmak evlâdır.
قف : Durmak evlâdır. Hafif bir duruşla (bir nefeslik) durulmalıdır.
ز : Geçmek evlâdır.
ق : Geçmek evlâdır.
ص : Nefes yetmediğinde durulabilir.
لا : Durmak caiz değildir. Eğer durulursa bir önceki kelime ile birlikte tekrar okunur. Ayet sonunda durunca ise, tekrar edilmez çünkü durak sonlarında durmak caiz, hatta efdaldir.
ك : Bir evvelki durağın aynısı demektir.
: Yakın aralıklarla rastlanan bu üç noktanın birisinde durulur, diğerinde durulmaz. Her ikisinde durmak veya her ikisinde geçmek caiz değildir (üç noktanın birincisi ayet ortasında, ikincisi ise ayet sonunda olsa veya üç noktanın birincisi ayet sonunda olsa bile hüküm aynıdır. Yani bu durumda, birincisinde durmuş isek, diğerinde durmamalıyız):
ع: Konu bütünlüğünü gösteren işarettir. Okuyan namazda ise ve rüku yapmak istiyorsa, bu işaretin olduğu yerde rüku etmesinin münasip olduğunu gösterir.
Not: Kuran’da birkaç yerde, kıraat imamlarının oradaki durak işareti konusunda ihtilaf etmelerinden, iki durak işareti birden kullanılmıştır. Mesela, Duhân 44/49, s. 499’un başındaki “zuq (ذُقْ)” kelimesinin sonunda “lâ” ve “cim” durak işareti beraber yazılmıştır. Biz bu iki durak işaretinden birisine uyabiliriz.
2. Diğerleri
الجزؤ : Cüz başlarını belirtmek için yazılmıştır. 20 sayfaya bir cüz denir (son cüz olan 30. cüz, 26 sayfadır).
حزب : Her cüz 4 hizbe ayrılır, her cüzün ¼’ini gösterir (26 sayfa olan 30. cüzde de 4 hizb vardır).
سجده : Secde ayetlerini gösterir ve o ayet hizasına konur. Kuran’da 14 yerde secde âyeti vardır:
مد : Hangi harfin altında bulunuyorsa o harf bir elif miktarı uzatılır: Mesela:
مُسْتَهْزَِؤُنَ (Bakara 2/14, s. 4 “u” nun altında)
قصر : Hangi harfin altında bulunuyorsa, o harf uzatılmadan okunur: Mesela:
أُولَئِكَ (Bakara 2/5, s. 2)
ص : Vasl hemzeleri (okunmadan geçilen hemzeler) üzerine konur. Mesela:
فِى الْاَرْضِ (Bakara 2/11, s. 4)
قطع : Katı hemzeleri (muhakkak okunması gereken hemzeler) altına konur. Mesela:
اَ طَّلِعُ , (Kasas 28/38, s. 391) اَ تَّخِذُ (Enam 6/14, s. 130)
نِ : Sonu tenvinli kelimelerden bir sonraki kelimeye geçişi sağlar (Bu durumda tenvin tek harekeye düşer ve vasıl nun’u esreli olarak okunur). Mesela:
سَوَاءً الْعَاكِفِ (Hac 22/25, s. 336), بِغُلَامٍ ا سْمُهُ (Meryem 19/7, s. 306)
س : Kuran’da ص harfiyle yazıldığı halde س gibi ince okunması gereken yerlerde kullanılır. Sad harfinin altına yazıldığı yerlerde “sad” harfi,“sin” gibi okunur:
اَلْمُصَيْطِرُونَ (Tûr 52/37, s. 526) , وَاللَّهُ يَقْبِضُ وَيَبْصُطُ (Bakara 2/245, s. 40)
اماله (İmâle): Yalnızca Hud 11/41 s. 227’deki مَجْرَاهَا kelimesindeki ra’nın altında bulunur. Burada raharfi, üstünden esreye doğru meyillendirilerek okunur.
ادغام (İdgam): Altına yazıldığı kelime, yazıldığı gibi değil de, idgam ile okunur. Yalnızca Hud 11/42 s. 227’de vardır: اِرْكَمَّعَنَا ← اِرْكَبْ مَعَنَا
تسهيل (Teshîl): Kolaylaştırmak demektir. Birbirini takip eden iki hemzenin altına yazılır. Bu iki hemzeden birincisi yerinden, ikincisi ise, he sesi karıştırılmadan, hemze tam yerine verilmeden, hemze ile elif arasında yumuşak olarak (hafifce hemzeden medde kayar gibi) okunur. Asım kıraatına göre sadece Fussilet 41/44, s. 482’de teshîl vardır ve Kuran’da bu kelimenin altında “teshîl” yazılıdır: ءَأَعْجَمِيٌّ (Fussilet 41/44, s. 482). Burada ne “ê” diyeceğiz, ne de “ee”, ikisinin arasında yumuşak bir sesle okuyacağız.
اشمام (İşmâm): Sükûndan sonra kelimenin sonunda bulunan ötre harekesine işaret etmek için dudakların ileriye doğru toplamasına işmam denir. İşmam sadece ötrede ve aslı ötre olanda olur.Hükmü: Asım kıraatına göre Yusuf 12/11, s. 237 dışında, vacip değildir ve esas olarak sağırlar için yapılır:
لَا تَأْمَنَّا (Yusuf 12/11, s. 237). Bu kelimenin aslı: لَا تَأْمَنُنَا . Kuran’da bu kelimenin altında “işmâm” yazar.
تفخيم : Altına yazıldığı harfin kalın okunması gerektiğini gösterir. Özellikle yanılınılabilecek yerlerde kullanılır. Mesela Enbiya 21/28, s. 325’deki “irtedâ” kelimesindeki “ra” nın altında vardır: لِمَنِ ارْتَضَى
Sekte nedir hangi Ayetlerde sekte yapılır?
SEKTE
Sekte, nefes almadan bir elif miktarı kadar bir süre sesi kesmeye denir. Kuran’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır:
a. Kehf 18/1, s. 294’un sonundaki عِوَجًا kelimesinde: … وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا (1) قَيِّمًا Burada sekte yapılmasaydı عِوَجًا derken ihfa yapılması gerekirdi.
b. Yâsin 36/52, s. 444’deki مَرْقَدِنَا kelimesinde: … مِنْ مَرْقَدِنَا هَذَا …
c. Kıyame 75/27, s. 579’daki مَنْ kelimesinde: وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
d. Mutaffifîn 83/14, s. 589’daki بَلْ kelimesinde: … كَلَّا بَلْ رَانَ
Zamir (He) harfinin okunuşu
HE ZAMİRİNİN OKUNUŞU
a. He Zamirinin Uzatılarak Okunduğu Yerler:
i. He zamirinin harekesi ötre, kendinden önceki harfin harekesi ise üstün yahut ötre olursa, bir elif miktarı çekilerek okunur: اِنَّهُ , وَلَهُ , شَرُّهُ , رَبُّهُ
ii. He zamirinin harekesi esre, kendinden önceki harfin harekesi de esere olursa, bir elif miktarı çekilerek okunur: بِهِ , رَبِّهِ , وَبِهِ
b. He Zamirinin Uzatılmayarak Okunduğu Yerler:
i. He zamirinin harekesi ötre, kendinden önceki harfin harekesi ise esre olursa, he zamiri çekilmez: Saffat 37/42, s. 448) فَوَاكِهُ
ii. He zamirinden önceki harf cezimli veya medd-i tabiî ise, he zamiri çekilmez:
عَلَيْهِ , اِلَيْهِ , فِيهِ , خُذُوهُ , هُدَاهُ
v. Çekilen he zamiri, durakta gelirse, çekilmeden okunur:
لِقَوْمِهِ , شَرُّهُ , مَالَهُ