‘Peygamber efendimiz (s.a.v)in tavsiye ettiği dualar’ Kategorisi
Peygamber Efendimiz (s.a.v) in hayatından dualar
Rasûlullah’ın Hayatından Dualar
Bu bölümdeki 4 ayet ve 29 hadis-i şeriften; dua edersek Rabbimizin kabul edeceğini aşırı gitmeksizin yalvarıp yakarıp dua etmemiz gerektiğini, Allah’ın bize çok yakın olup dualarımızı kabul edeceğini, darda kalanlara yardım edenin Allah olduğunu, duanın bir ibadet olduğunu, Rasulullah’ın özlü dua yaptığını ve dünya ahiret iyiliğini istediğini, ayrıca Allah’tan hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istediğini, ilk müslüman olana namazdan sonra Rasulullah’ın öğrettiği duayı ve Rasulullah’ın hayatı boyunca kendi yaptığı ve ümmetine öğrettiği sakınma, korunma ve isteme modelli dualardan pek çoğunu öğreneceğiz [1]
“Ama Rabbiniz buyuruyor ki, “Bana dua edin, duanızı kabul edeyim “ (Mü’min: 40/60)
“Rabbinize alçak gönüllü olarak ve yüreğinizin ta derinliklerinden için için yalvarıp gizlice sessizce dua edin, doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez “ (A’raf: 7/55)
“Eğer kullarım sana beni sorarlarsa, şüphesiz ki ben onlara çok yakınım Dua edenin duasına her zaman karşılık veririm Öyleyse kullarım da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki, doğru yolu bulabilsinler!” (Bakara: 2/186)
“Peki kimdir, darda kalıp dua ettiğinde dua edenin duasına olumlu cevap veren, üzüntü ve sıkıntıyı gideren ve sizi yeryüzünde, öncekilerin yerine geçirip söz sahibi kılan? Allah’la beraber başka ilah öyle mi? Ne kıt düşünü-yorsunuz?” (Neml: 27/62)
1468 Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre
Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Dua ibadettir ”[2]
1469 Hz Âişe şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem özlü duaları sever, özlü olmayan duayı yapmazdı [3]
1470 Enes radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem çoğu zaman şöyle dua ederdi:
“Allâhümme âtinâ fi’d–dünyâ hasene ve fi’l–âhireti hasene ve kınâ azâbe’n–nâr: Allahım! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver Bizi cehennem azâbından koru!”[4]
Müslim’in rivayetinde şu ilâve vardır:
Enes sadece bir dua okuyacağı zaman bunu okurdu Birkaç dua okuyacağı zaman onlar arasında bunu da okurdu [5]
1471 İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
“Allâhümme innî es’elüke’l–hüdâ ve’t–tükâ ve’l–afâfe ve’l–gınâ: Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim ”[6]
1472 Târık İbni Eşyem radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir kimse müslüman olduğu zaman Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ona namaz kılmayı öğretir, sonra da şöyle dua etmesini tavsiye ederdi:
“Allâhümmağfirlî verhamnî vehdinî ve âfinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır, bana âfiyet ve hayırlı rızık ver ”[7]
Yine Müslim’in Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivayet ettiğine göre, Târık Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i dinlerken bir adam gelerek:
– Yâ Resûlallah! Rabbimden bir şey isteyeceğim zaman nasıl dua edeyim? diye sordu Resûl–i Ekrem de şöyle buyurdu:
– “Allâhümmağfir lî verhamnî ve âfinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de Bu sözler senin hem dünya hem de âhiret için istemen gereken şeyleri ihtiva eder ”[8]
1473 Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua etti:
“Allâhümme musarrife’l–kulûb! Sarrif kulûbenâ alâ tâatik: Ey kalpleri yönlendiren Allahım! Kalplerimizi sana itaate yönelt!”[9]
1474 Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Dayanılamayacak dertten, insanı helâke götürecek tâlihsizlikten, başa gelecek fenalıktan ve düşmanı sevindirecek felâketten Allah’a sığınınız ”[10]
1475 Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
“Allâhümme aslih lî dînillezî hüve ısmetü emrî, ve aslih lî dünyâyelletî fîhâ meâşî, ve aslih lî âhiretilletî fîhâ meâdî, vec‘ali’l–hayâte ziyâdeten lî fî külli hayr, vec‘ali’l–mevte râhaten lî min külli şer: Allahım! Bütün işlerimin başı olan dinim konusunda hataya düşmekten beni koru! Yaşadığım şu dünyadaki işlerimin yolunda gitmesini sağla! Dönüp varacağım âhiretimi kazanmama yardım et! Hayatım boyunca daha çok hayır yapmama imkân ver! Her türlü kötülükten kurtulmamı sağlayacak bir ölüm nasip et!”[11]
1476 Ali radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:
“Allâhümmehdinî ve seddidnî: Allahım! Beni doğru yola ilet ve o yolda başarılı kıl! de” buyurdu [12]
Başka bir rivayete göre de şöyle buyurdu:
“Allâhümme innî es’elüke’l–hüdâ ve’s–sedâd:Allahım! Senden beni doğru yola iletmeni ve o yolda başarılı kılmanı niyâz ederim ”[13]
1477 Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
“Allâhümme innî eûzü bike mine’l–aczi ve’l–keseli ve’l–cübni ve’l–heremi ve’l–buhl, ve eûzü bike min azâbi’l–kabr, ve eûzü bike min fitneti’l–mahyâ ve’l–memât: Allahım! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım Kabir azâbından sana sığınırım Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım ”[14]
Diğer bir rivayete göre,
“…ve dalai’d–deyni ve galebeti’r–ricâl: Borç altında ezilmekten ve zâlimlerin başa geçmesinden” buyurdu [15]
1478 Ebû Bekir es–Sıddîk radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:
– Bana bir dua öğret de namazımda okuyayım, dedi O da şöyle buyurdu:
– “Allâhümme innî zalemtü nefsî zulmen kesîran ve lâ yağfirü’z–zünûbe illâ ente, fağfir–lî mağfireten min indik, ve’rhamnî inneke ente’l–gafûru’r–rahîm: Allahım! Ben kendime çok zulmettim Günahları bağışlayacak ise yalnız sensin Öyleyse tükenmez lutfunla beni bağışla, bana merhamet et Çünkü affı sonsuz, merhameti nihayetsiz olan yalnız sensin, de ”[16]
1479 Ebû Mûsâ el–Eş‘arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
“Allâhümmağfirlî hatîetî ve cehlî ve isrâfî fî emrî ve mâ ente a‘lemü bihî minnî Allâhümmağfirlî ciddî ve hezlî, ve hataî ve amdî ve küllü zâlike indî Allâhümmağfirlî mâ kaddemtü vemâ ahhartü, vemâ esrartü vemâ a‘lentü, vemâ ente a‘lemü bihî minnî, ente’l–mukaddimü ve ente’l–muahhir, ve ente alâ külli şey’in kadîr:
Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allahım! Ciddî ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin Senin gücün her şeye yeter”[17]
1480 Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
“Allâhümme innî eûzü bike min şerri mâ amiltü ve min şerri mâ lem a‘mel: Allahım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım işlerin şerrinden sana sığınırım ”[18]
1481 İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in dualarından biri şu idi:
“Allâhümme innî eûzü bike min zevâli ni‘metike ve tehavvüli ‘âfiyetike ve fücâeti nıkmetike ve cemîi sahatik:
Allahım! Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden, lutfettiğin âfiyetin bozulmasından, ansızın vereceğin cezâdan ve senin gazabını üzerime çekecek her şeyden sana sığınırım ”[19]
1482 Zeyd İbni Erkam’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
“Allâhümme innî eûzü bike mine’l–aczi ve’l–keseli ve’l–buhli ve’l–heremi ve azâbi’l–kabr Allâhümme âti nefsî takvâhâ, ve zekkihâ ente hayrü men zekkâhâ, ente veliyyühâ ve mevlâhâ Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘ ve min kalbin lâ yahşa‘ ve min nefsin lâ teşba‘ ve min da‘vetin lâ yüstecâbü lehâ:
Allahım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve kabir azâbından sana sığınırım Allahım! Nefsime takvâ nasip et ve onu her türlü günahtan temizle; onu en iyi temizleyecek sensin Ona yardım edip eğitecek sadece sensin Allahım! Faydasız ilimden, ürpermeyen gönülden, doyma bilmeyen nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım ”[20]
1483 İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hep şöyle dua ederdi:
“Allâhümme leke eslemtü ve bike âmentü ve ‘aleyke tevekkeltü ve ileyke enebtü ve bike hâsamtü ve ileyke hâkemtü, fağfir–lî mâ kaddemtü vemâ ahhartü vemâ esrartü vemâ a‘lentü, ente’l–mukaddimü ve ente’l–muahhir, lâ ilâhe illâ ente:
Allahım! Sana teslim oldum, sana inandım, sana güvendim Yüzümü, gönlümü sana çevirdim, senin yardımınla düşmanlara karşı mücâdele ettim Kitabın ile hükmettim Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim, açığa vurduğum ve senin benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin Senden başka ilâh yoktur ”[21]
Bazı râviler, “lâ havle velâ kuvvete illâ billâh: Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir” cümlesini ilâve etmişlerdir [22]
1484 Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şu sözlerle dua ederdi:
“Allâhümme innî eûzü bike min fitneti’n–nâri ve azâbi’n–nâr ve min şerri’l–gınâ ve’l–fakr: Allahım! Cehennem fitnesinden, cehennem azâbından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım ”[23]
1485 Ziyâd İbni İlâka’nın rivayetine göre amcası Kutbe İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
“Allâhümme innî eûzü bike min münkerâti’l–ahlâki ve’l–a‘mâli ve’l–ehvâ: Allahım! Kötü ahlâklı olmaktan, fena işler yapmaktan ve yanlış inançlara sapmaktan sana sığınırım ”[24]
1486 Şekel İbni Humeyd radıyallahu anh şöyle dedi:
– Yâ Resûlallah! Bana bir dua öğret! dedim Bunun üzerine bana:
– “Allâhümme innî eûzü bike min şerri sem‘î ve min şerri basarî ve min şerri lisânî ve min şerri kalbî ve min şerri meniyyî:
Allahım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve cinsel organımın şerrinden sana sığınırım, de” buyurdu [25]
1487 Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:
“Allâhümme innî eûzü bike mine’l–barasi ve’l–cünûni ve’l–cüzâmi ve seyyii’l–eskâm:
Allahım! Alaca hastalığından, akıl rahatsızlığından, cüzzâm illetinden ve kötü hastalıklardan sana sığınırım ”[26]
1488 Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’inşöyle dua ettiğini söyledi:
“Allâhümme innî eûzü bike mine’l–cûi feinnehû bi’se’d–dacî‘, ve eûzü bike mine’l–hiyâneti feinnehâ bi’seti’l–bitâne:
Allahım! Açlıktan sana sığınırım; o insanı avucunun içine alan ne fena bir haldir Emanete ihânetten de sana sığınırım; o ne kötü bir huy ve tabiattır ”[27]
1489 Ali radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre anlaşmalı bir köle ona gelerek:
– Borcumu ödeyecek gücüm yok, bana yardım et, dedi O da:
– Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bana öğrettiği duayı ben de sana öğreteyim mi? Bunu okumaya devam ettiğin takdirde üzerinde dağ gibi borç olsa bile Allah Teâlâ onu ödemene yardım eder Şöyle dua et dedi:
“Allâhümmekfinî bi–helâlike an harâmik, ve ağninî bi–fazlike ammen sivâk:
Allahım! Bana helâl rızık nasib ederek haramlardan koru! Lutfunla beni senden başkasına muhtaç etme!”[28]
1490 İmrân İbni Husayn radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem onun babası Husayn’a dua etmesi için şu iki cümleyi öğretti:
“Allâhümme elhimnî rüşdî ve eiznî min şerri nefsî: Allahım! Beni senin doğru yoluna ilet! Nefsimin şerrinden beni koru!”[29]
1491 Ebü’l–Fazl Abbas İbni Abdülmuttalib radıyallahu anh şöyle dedi:
– Yâ Resûlallah! Bana Allah Teâlâ’dan isteyeceğim bir şey öğret, dedim
– “Allah’dan âfiyet dileyin!” buyurdu
Aradan birkaç gün geçtikten sonra tekrar yanına geldim ve:
– Yâ Resûlallah! Bana Allah Teâlâ’dan isteyeceğim bir şey öğret, dedim
– “Ey Abbas! Ey Resûlullah’ın amcası! Allah’tan dünya ve âhirette âfiyet dileyin!” buyurdu [30]
1492 Şehr İbni Havşeb şöyle dedi:
Ümmü Seleme radıyallahu anhâ’ya:
– Ey mü’minlerin annesi! Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem senin yanında bulunduğu zamanlarda en çok hangi duayı okurdu? diye sordum O da şöyle dedi:
– Çoğu zaman “Yâ mukallibe’l–kulûb! Sebbit kalbî alâ dînik:
Ey kalpleri halden hale çeviren Allah! Benim kalbimi dininden ayırma!” diye dua ederdi [31]
1493 Ebü’d–Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Dâvûd aleyhisselâm şöyle dua ederdi:
Allâhümme innî es’elüke hubbeke ve hubbe men yuhibbüke, ve’l–amele’llezî yübelligunî hubbeke Allâhümmec‘al hubbeke ehabbe ileyye min nefsî ve ehlî ve mine’l–mâi’l–bârid:
Allahım! Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim Allahım! Senin sevgini bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha ileri kıl!”[32]
1494 Enes radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Yâ ze’l–celâli ve’l–ikrâm: Ey azamet ve kerem sahibi Allahım! duasını ihmâl etmeyip sık sık söyleyiniz ”[33]
1495 Ebû Ümâme radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem birçok dua okudu, fakat biz ondan hiçbir şey ezberleyemedik Bunun üzerine:
– Yâ Resûlallah! Pek çok dua okudun, biz onları ezberleyemedik, dedik O zaman Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:
– “O duaların hepsini içine alan bir duayı size öğreteyim mi? Şöyle deyiniz:
Allâhümme innî es’elüke min hayri mâ seeleke minhü nebiyyüke Muhammedün sallallahu aleyhi ve sellem Ve neûzü bike min şerri mesteâzeke minhü nebiyyüke Muhammedün sallallahu aleyhi ve sellem Ve ente’l–müsteân, ve aleyke’l–belâğ, ve lâ havle velâ kuvvete illâ billâh:
Allahım! Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in senden dilediği hayırları ben de dilerim Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in sana sığındığı şerlerden biz de sana sığınırız Yardım ancak senden beklenir İnsanı dünya ve âhirette muradına ulaştıracak sensin Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir ”[34]
1496 İbn Mes‘ûd radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in dualarından biri şöyleydi:
“Allâhümme innî es’elüke mûcibâti rahmetike ve azâime mağfiretike ve’s–selâmete min külli ismin ve’l–ganîmete min külli birrin ve’l–fevze bi’l–cenneti ve’n–necâte mine’n–nâr:
Allahım! Senin rahmetini kazandıracak, bağışlamanı sağlayacak işler yapmayı, her türlü günahtan uzak durmayı, bütün iyilikleri işlemeyi, cennete kavuşup cehennemden kurtulmayı nasip etmeni niyâz ediyorum ”[35]
[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 421
[2] Ebû Dâvûd, Vitir 23; Tirmizî, Tefsîru’l–Kur’ân 3, 41, Daavât 1 Ayrıca bk İbni Mâce, Duâ 1
[3] Ebû Dâvûd, Vitir 23
[4] Buhârî, Tefsîr 38, Daavât 55; Müslim, Zikr 23, 26, 27 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Vitir 26, Menâsik 51; Tirmizî, Daavât 72; İbni Mâce, Menâsik 32
[5] Müslim, Zikr 26
[6] Müslim, Zikir 72 Ayrıca bk Tirmizî, Daavât 72; İbni Mâce, Duâ 2
Bu hadis 71 numarada geçmişti
[7] Müslim, Zikir 35
[8] Müslim, Zikir 36
[9] Müslim, Kader 17 Ayrıca bk Ahmed b Hanbel, Müsned, II, 168
[10] Buhârî, Daavât 28, Kader 13; Müslim, Zikir 53 Ayrıca bk Nesâî, İstiâze 34, 35
[11] Müslim, Zikir 71
[12] Müslim, Zikir 78 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Hâtem 4
[13] Müslim, Zikir 78
[14] Müslim, Zikir 50 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Vitir 32; Nesâî, İstiâze 7
[15] Nesâî, İstiâze 8 Ayrıca bk Buhârî, Daavât 36
[16] Buhârî, Ezân 149, Daavât 17, Tevhîd 9; Müslim, Zikir 48 Ayrıca bk Tirmizî, Daavât 97; Nesâî, Sehv 59; İbni Mâce, Duâ 2
[17] Buhârî, Daavât 60; Müslim, Zikir 70 Ayrıca bk 1427 numaralı hadisin kaynakları
Bir benzeri 1425′de geçmişti
[18] Müslim, Zikir 65, 66 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Vitir 32; Nesâî, Sehv 63, İstiâze 58, 59; İbni Mâce, Dua 3
[19] Müslim, Zikir 96 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Vitir 32
[20] Müslim, Zikir 73 Ayrıca bk Nesâî, İstiâze 13, 65
[21] Buhârî, Teheccüd 1, Daavât 10, Tevhîd 8, 24; 35 Müslim, Müsâfirîn 199, 201, Zikir 67 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Salât 119; Tirmizî, Daavât 29; Nesâî, Kıyâmü’l–leyl 9; İbni Mâce, İkâme 180
[22] Buhârî, Teheccüd 1; Nesâî, Kıyâmü’l–leyl 9
Bu hadis 75 numarada geçmişti
[23] Ebû Dâvûd, Vitir 32; Tirmizî, Daavât 77
[24] Tirmizî, Daavât 126
[25] Ebû Dâvûd, Vitir 32; Tirmizî, Daavât 74 Ayrıca bk Nesâî, İstiâze 4, 10, 11, 28
[26] Ebû Dâvûd, Vitir 32 Ayrıca bk Nesâî, İstiâze 36
[27] Ebû Dâvûd, Vitir 32 Ayrıca bk Nesâî, İstiâze 19, 20; İbni Mâce, Et’ime 53
[28] Tirmizî, Daavât 111
Borçlanmayla alakalı 1371 numaralı hadisin açıklamasına bakınız
[29] Tirmizî, Daavât 70
[30] Tirmizî, Daavât 85 Ayrıca bk Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 209
[31] Tirmizî, Kader 7, Daavât 90, 124 Ayrıca bk Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 182, VI, 91, 251, 294, 302, 315
[32] Tirmizî, Daavât 73, Tefsîrü’l–Kur’ân 39
[33] Tirmizî, Daavât 92 Ayrıca bk Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 177
* Esmau’l-Husnanın en kapsamlı ve geniş anlamlı olanıdır
[34] Tirmizî, Daavât 89
[35] Hâkim, el–Müstedrek, I, 525 Ayrıca bk Tirmizî, Vitir 17; İbni Mâce, İkâme 189
Peygamberimiz (s.a.v) in Ebu Derda (r.a) ya öğrettiği bir dua
Ebu Derdâ’ya ‘Evin yanıyor denildi. Gerçekten de Ebu Derdâ’nın mahallesi yanıyordu. Ebu Derdâ ‘Allah Teâlâ benim evimi yakmaz!’ dedi. Kendisine üç defa evinin yandığı söylendiği halde onun cevabı aynı oldu: ‘Allah benim evimi yakmaz!’ Sonra kendisine biri gelip dedi ki: ‘Ey Ebu Derdâ! Ateş senin evine yaklaşırken söndü’. Ebu Derdâ ‘Ben öyle olacağını biliyordum’ diye karşılık verdi. Cemâatten biri ‘Sen bunu nasıl biliyordun? Bu sözlerinin hangisinin daha acaip olduğunu anlayamıyoruz’.
Bunun üzerine Ebu Derdâ şöyle dedi:
“Hz. Peygamber şöyle demişti: ‘Kim bu kelimeleri gece veya gündüz söylerse ona hiçbir şey zarar vermez’. Ben de o kelimeleri söylemiştim”. O kelimeler şunlardır:
Ey Allahım! Benim rabbim ancak sensin. Senden başka ilah yoktur. Ancak sana tevekkül ediyorum. Büyük arşın sahibi sensin. Günahtan dönüş ve ibadete yöneliş ancak azim ve yüce olan Allah’ın kuvveti iledir. Allah neyi dilerse o olmuştur. Neyi dilememişse o olmamıştır. Muhakkak Allah herşeye kâdirdir. Muhakkak Allah, ilmiyle herşeyi ihâta etmiştir ve herşeyi adet olarak tesbit buyurmuştur.
Ey Allahım! Nefsimin şerrinden ve perçemi kudretinde bu-lunan her mahlûkun şerrinden sana sığınırım. Muhakkak rabbimin yolu dosdoğrudur!
Taberânî, (Ebu Derdâ’dan zayıf bir senedle)
Peygamberimiz (s.a.v) in Kubeyse b. Muharik’e(r.a) öğrettiği bir dua
Hz. Peygamber (s.a) Kubeyse’nin birgün kendisine
‘Ey Allah’ın Rasûlü! Benim yaşım hayli ilerlemiştir. Ben daha önce yaptığım birçok şeyleri şimdi yapmaktan âcizim. Bu bakımdan Allah nezdinde bana fayda verici birkaç kelime öğret ki, onunla kusurlarımı telâfi edeyim’ demesi üzerine şöyle buyurmuştur:
Dünyan için birşeyler öğrenmek istiyorsan, sabah namazını kıldıktan sonra üç defa şu duayı oku: Allah her eksiklikten münezzehtir. Onun hamdine bürünerek bunu ikrar ediyoruz. Yüce olan Allah, her türlü eksikliklerden münezzehtir. Günahtan dönüş ve itaat ancak azim ve yüce olan Allah’ın kuvvet ve kudretiyle olur.
Ey Kubeyse! Sen bu duayı okuduğun zaman üzüntüden, cüz-zamdan, cilt hastalığından ve felçten emin olursun. Âhiretin için ise şöyle söyle: ‘Ey Allahım! Beni, nezdinden gelen hidâyete erdir. Faziletini üzerime oluk gibi yağdır. Rahmetinden benim üzerime saç! Bereketinden benim üzerime indir!’
İyi bil ki! Bir kul, bu söylediklerimi tam mânâsıyla yerine getirerek kıyamet gününde huzûra gelirse bunları hiç terk etmemek şartıyla cennetin dört kapısı onun için açılır. İstediği kapıdan içeri girebilir!
( İbn Sinnî, (İbn Abbas’tan); İmam Ahmed, (Kubeyse’den)
Peygamberimiz (s.a.v) in Büreyde el-Eslemi’ye (r.a) öğrettiği bir dua
Büreyde el-Eslemî’nin Duası
Rivayet edildiğine göre, HZ. Peygamber Büreyde’ye şöyle buyurmuştur: ‘Ben sana birkaç kelime öğreteyim ki, Allah Teâlâ kim için hayrı irade ederse bu kelimeleri ona öğretir ve o kelimeleri ebediyyen unutturmaz!’ Büreyde ‘Evet yâ Rasûlallah! O kelimeleri bana öğret!’ dedi.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a) şöyle buyurdu:
Ey Allahım! Ben zayıfım. Razı olduğun sahada beni kuvvetlendir, zafiyetimi gider. Benim alnımdan tutup beni hayra doğru götür. Rızamın en son noktasını İslâm dini olarak kıl. Ey Allahım! Ben zayıfım, beni kuvvetlendir. Ben zelilim, beni izzete kavuştur. Ben fakirim, beni zengin et, ey rahmet edenlerin en rahmet edeni Allah!
Hâkim, (Büreyde’den sahih bir senedle)
Peygamber efendimiz (s.a.v) in Hz.Ebu Bekir’e (r.a) öğrettiği bir dua
Rasûlullah (s.a) Hz. Ebubekir’e şöyle dua etmesini öğretmiştir:
Ey Allahım! Peygamber’in Muhammed’in hürmetine, dostun İbrahim’in hürmetine, kurtardığın (veya seninle konuşan) kulun Musa hürmetine, kelime ve rûhundan olan İsâ hürmetine, Musa’nın Tevrat’ı, İsâ’nın İncil’i, Dâvud’un Zebûr’u ve Muhammed’in Furkan’ı hürmetine, kullarına gönderdiğin bütün vahiylerin hürmetine, yerine getirdiğin bütün kazâ ve kaderin hürmetine, senden isteyip dileğine erişen kullarının hürmetine, fakir yaptığın zenginin, zengin yaptığın fakirin hürmetine veyâ hidâyet ettiğin sapığın hürmetine ihtiyacımı senden istiyorum. (Beni mahrum eyleme). Musa’ya inzâl buyurduğun isminin hürmetine, kullarının rızıklarını dağıtmakta rolü olan büyük isminin hürmetine, yeryüzünün karar bulması için, üzerine koyup da onda muvazeneyi temin eden isminin hürmetine, göklerin üzerine konup onların istiklâle kavuşmasını temin eden isminin hürmetine, dağların üzerine koydurup onlarda istikrarı t-min ettiren isminin hürmetine, o ismin ki, arşın onunla ayakta durmaktadır, işte onun hürmetine, senin Tuhûr, Tâhir, Tahhâr, Samed ve Vitr isimlerinin hürmetine, o mübârek ismin ki, Kitabında senin nezdinde apaçık nûrdan inzâl buyurulmuştur, onun hürmetine. O ismin ki, gündüzün üzerine onu koymuş, gündüzün nûrlanmasına vesile olmuştur. Gecenin üzerine onu koymuş, gecenin kararmasına vesile olmuştur, onun hürmetine, senin azamet ve kibriyânın, kerîm zâtının hürmetine, senden bana Kur’an ile onun bilgisini ihsân buyurmanı ister ve o bilgiyi etimle, kanımla, kulağımla, gözümle ayrılmaz bir şekilde karıştırmanı senden dilerim ve bütün bunların hürmetine senden isterim ki, kuvvet ve kudretinle benim vücudumu kendi yolunda çalıştırasın. Çünkü günahtan dönüş ve ibâdete yöneliş, ancak senin kuvvetin ve kudretinledir. Ey rahmet edenlerin en rahmet edicisi olan Allah!
( İbn Hibban, (Abdülmelik b. Hârun b. Absere’den). Hadîs munkatı’dır.