‘Hadis-i Şerifler’ Kategorisi

PostHeaderIcon Ramazan ayı ve oruç ile ilgili Hadis-i şerifler den bazıları

Bu konudaki bir ayet ve yedi hadisten oruç tutmanın geçmiş ümmetlere olduğu gibi bize de farz kılındığını, orucun diğer ibadetlerden farklı muamele göreceği, orucun kalkan gibi koruyucu olduğunu, oruçlunun iki sevinçli anı olduğunu, oruçlunun ağız kokusunun Allah katında misk kokusundan daha güzel olduğunu, oruç tutanların cennete reyyan kapısından gireceklerini, Allah rızası için tutulan bir günlük orucun cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutacağını, inanıp sevabını Allah’tan bekleyerek tutulan orucun geçmiş günahları bağışlayacağını, Ramazan ayı geldiğinde cennet kapılarının açılıp cehennem kapılarının kapanacağını ve şeytanların bağlanacaklarını, oruca başlarken ve bitirirken aya bakarak tesbitin gerekliliğini, hava bulutlu olunca Şaban ayını otuza tamamlamak gerektiğini öğreneceğiz. [1]

Siz ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı, ki böylece yolunuzu Allah ve kitap ile bulmuş olursunuz. Sayılı günlerde oruç… Ancak sizden kim hasta veya seyahatte olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruç tutmaya gücü yetmeyenlere veya zorla güç yetirip de orucu tutamayıp yiyenlerin üzerine, fidye vererek bir yoksulu doyurması da bir yükümlülüktür. Her kim yapmaya yükümlü olduğundan daha fazla iyilik yaparsa, kendisine iyilik yapmış olur. Oruç tutmak sizin için daha yararlıdır, keşke bunu bilseydiniz. Kur’an bir rehber, bu rehberliğin apaçık bir delili ve doğruyu yanlıştan ayırt edici bir ölçü olarak insanoğluna ilk defa bu Ramazan ayında indirilmiştir. Bundan dolayı, sizden her kim bu ayı görürse veya bu aya oruç tutabilecek durumda iken ulaşırsa, baştan sona oruç tutsun. Ancak hasta veya seyahatte olan, başka günlerde tutamadığı kadarını aynı sayıda tutsun. Allah sizin için kolaylık diler, zorluk çekmenizi istemez. Allah size bunları açıkladı ki, o sayıyı tamamlayasınız. Ve size doğru yolu gösterdiği için Allah’ı yüceltmenizi ister, gerekir ki şükredersiniz.” (Bakara: 2/183-185)

1218. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Aziz ve celîl olan Allah “İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim” buyurmuştur.

Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.

Muhammed’in canı kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.

Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.”[2]

* Oruç ibadeti gösterişten uzak tek ibadet olması dolayısıyla Kur’an’da nispetleri bildirilen (10-700) arasındaki sevaplarla sınırlandırılmayacak kadar miktarda Allah tarafından mükafatlandırılacaktır. [3]

1219. Yine Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah yolunda çift sadaka veren kimse, cennetin muhtelif kapılarından, ‘Ey Allah’ın (sevgili) kulu! Burada hayır ve bereket vardır’, diye çağırılır. Sürekli namaz kılanlar namaz kapısından, mücahidler cihad kapısından, oruçlular reyyân kapısından, sadaka vermeyi sevenler de sadaka kapısından (cennete girmeye) davet edilirler.”

Ebû Bekir radıyallahu anh:

– Anam babam sana kurban olsun ey Allah’ın Resulü! Gerçi bu kapıların birinden çağrılan kimsenin diğer kapılardan çağırılmaya ihtiyacı yoktur ama, bu kapıların hepsinden birden çağrılacak kimseler de var mıdır? dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Evet, vardır. Senin de o bahtiyârlardan olacağını ümit ederim” buyurdu.[4]

1220. Sehl İbni Sa’d radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Cennette reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağrılır. Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan onlardan başkası asla giremez. Oruçlular girince o kapı kapanır ve bir daha oradan kimse girmez.”[5]

1221. Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah rızâsı için bir gün oruç tutan kimseyi Allah Teâlâ, bu bir günlük oruç sebebiyle cehennem ateşinden yetmiş yıl uzak tutar.”[6]

1222. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallalllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim, faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”[7]

1223. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ramazan ayı girdiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar bağlanır.”[8]

1224. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Ramazan hilâlini görünce oruç tutunuz. Şevval hilâlini görünce de oruca son veriniz. Ramazanın başlangıcı bulutlu bir güne rastlarsa, şâbanı otuza tamamlayınız.”[9]

Bu, Buhârî’nin rivayetidir. Müslim’in rivayetinde şöyle buyurulmaktadır: “Eğer şevval ayının başlangıcı bulutlu olursa, orucu otuza tamamlayınız.”[10]

* İbadetlerimiz yani Kurban ve oruç Kamerî aylara göre hesap edilir, onların görülmesiyle başlanır, yine bir sonraki ayın görülmesiyle de oruca son verilir. Eğer bulutlu olursa oruç otuza tamamlanır, bu hadisteki emre göre kişi kendisi bakmaya gücü yetmezse bakıp görenlerden güvendiği kimselere uyabilir. [11]

——————————————————————————–

[1] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 356.

[2] Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163.

[3] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 357.

[4] Buhârî, Savm 4, Cihâd 37, Bed’u'l–halk 9, Fezâilü ashâbi’n–Nebî 5; Müslim, Zekât 85, 86. Ayrıca bk. Tirmizî, Menâkıb 16; Nesâî, Zekât 1, Cihâd 20, Sıyâm 43.

[5] Buhârî, Savm 4; Müslim, Sıyâm 166. Ayrıca bk. Nesâî, Sıyâm 43; İbni Mâce, Sıyâm 1.

[6] Buhârî, Cihâd 36; Müslim, Sıyâm 167–168. Ayrıca bk. Tirmizî, Fezâilü’l–cihâd 3;

1340’da tekrar gelecektir.

[7] Buhârî, Îmân 28, Savm 6; Müslim, Sıyâm 203, Müsâfirîn 175. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Ramazan 1, Savm 57; Tirmizî, Savm 1, Cennet 4; Nesâî, Sıyâm 39; İbni Mâce, İkâmet 173, Sıyâm 2, 33.

[8] Buhârî, Savm 5, Bed’ul–halk 11; Müslim, Sıyâm 1, 2, 4, 5.

[9] Buhârî, Savm 11; Müslim, Sıyâm 4, 7, 8, 17–20. Ayrıca bk. Tirmizî, Savm 5; Nesâî, Sıyâm 8; İbni Mâce, Sıyâm 7.

[10] Bu rivayet için de ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sıyâm 7; Nesâî, Sıyâm 10; İbni Mâce, Sıyâm 7.

[11] Abdullah Parlıyan, Açıklamalı Tam Riyazu’s-Salihin Tercümesi: 358.

PostHeaderIcon Peygamberimiz (s.a.v)in yardımlaşma ve dayanışma üzerine buyurduğu hadisleri

Hadis No : 3338

Ravi: İbnu Ömer

Tanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Müslüman müslümanın kardeşidir Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter ” (Rezin bir rivayette şunu ilave etti: “Kim, hakkı sübut buluncaya kadar mazlumla birlikte otursa, ayakların kaydığı günde Allah onun ayağını Sıratta sabit kılar “)

 

Hadis No : 3339

Ravi: Ebu Hüreyre

Tanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kim bir mü’minin dünyevi kederlerinden birini giderirse, Allah da onun Kıyamet günü kederlerinden birini giderir Kim bir fakire kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu dünya ve ahirette örter Kişi kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da onun yardımındadır Kim ilim aramak düşüncesiyle bir yola düşerse, Allah onun cennete olan yolunu kolaylaştırır Bir grup, Allah’ın kitabını okumak ve aralarında tedris etmek üzere Allah’ın evlerinden birinde toplanırsa, üzerlerine mutlaka sekme iner ve onları rahmet kaplar, melekler onları sarar Allah da onları yanında bulunan mukarreb meleklere anar Bir kimseyi ameli yavaşlatırsa, nesebi hızlandıramaz ”
Kaynak: Müslim, Zikr 38, (2699); Ebu Davud, Edeb 68, (4946); Tirmizi, Hudud 3, (1425), Birr 19, (1931), Kıra

Hadis No : 3340

Ravi: Ebu Hüreyre

Tanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Din nasihatten (hayırhahlıktan) ibarettir!” Yanındakiler sordu: “Kimin için ey Allah’ın Resulü?” “Allah için, kitabı için, Resulü için, müslümanların imamları ve hepsi için! Müslüman müslümanın kardeşidir Ona yardımını kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez Herbiriniz, kardeşinin ayinesidir, onda bir rahatsızlık görürse bunu ondan izale etsin “
Kaynak: Tirmizi, Birr 17,18, (1927,1928,1930); Müslim, İman 95, (55)

Kaynak: Ebu Davud, Edeb 46, (4893); Tirmizi, Hudud 3, (1426); Buhari, Mezalim 3, İkrah 7; Müslim, Birr 58, (
Hadis No : 3341

Ravi: Asım el-Ahvel

Tanım:Hz Enes (ra)’e “Sana Resulullah (sav)’ın: “İslam’da dayanışma akdi (hılf) yoktur!” dediği ulaştı mı?” diye sordum Şu cevabı verdi “Kureyş’le Ensar arasında, benim evimde dayanışma antlaşması yaptı ” (Ebu Davud’un rivayetinde: “Resulullah, bizim evde Ensarla Muhacir arasında iki veya üç kere dayanıma akdi yaptı” şeklindedir )
Kaynak: Buhari, Edeb 67, Kefalet 2, İ’tisam 16; Müslim, Fedailu’s-Sahabe 204, (2529); Ebu Davud, Feraiz 17,

Hadis No : 3342Ravi: EnesTanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et” “Mazlumsa yardım ederim, zalim nasıl yardım ederim?” diye sorulmuştu “Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır” buyurdu
Kaynak: Buhari, Mezalim 4, İkrah 7; Tirmizi, Fiten 68, (2256)

Hadis No : 3343Ravi: Ebu’d-DerdaTanım:Resulullah(sav): “Kim kardeşinın ırzını mudafaa ederse, kıyamet günü Allah, onun yüzünden ateşi çevirir ”
Kaynak: Tirmizi, Birr 20, (1932)

Hadis No : 3344Ravi: Ebu MusaTanım:Resulullah (sav) , bir ihtiyaç taleb eden kimse gelince arkadaşlarına yönelir ve: “Şefaat edin, ecir kazanın! Allah da Resulünün diliyle dilediğine hükmetsin!” derdi
Kaynak: Buhari, Edeb 37, Salat 88, Mezalim 5; Müslim, Birr 145, (2627); Ebu Davud, Edeb 126, (5131); Tirmizi

Hadis No : 3345Ravi: Ebu MusaTanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Şu hususlar da Allah’ı büyüklelemenin birer şubesidir: Bir müslüman yaşlıya ikramda bulunmak İçindekiyle amel hususunda ölçüyü aşmayan ve ondan uzaklaşmayan Kur’an hamiline (hafızına) ikramda bulunmak Adil olan iktidar sahibine ikram ”
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 23, (4843)

Hadis No : 3346Ravi: EnesTanım:Resulullah (sav) buyurdular: “Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder ”
Kaynak: Tirmizi, Birr 75, (2023)

Hadis No : 3347Ravi: Tanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Küçüklerimize merhamet, büyüklerimize sayı göstermeyen bizden değildir ” Bir rivayette şu ziyade gelmiştir: ” Ma’rufu emretmeyen, münkerden nehyetmeyen (de bizden değildir) ”
Kaynak: Tirmizi, Birr 15, (1920)

PostHeaderIcon Haram yiyecekler hakkında hadisler

 

Hadis No : 3922
Ravi: Ebu Sa’lebe el-Huşeni
Tanım:Resulullah (sav) vahşi hayvanlardan kesici diş (köpek dişi) taşıyanların hepsini yasakladı.” (Müslim/Ebu Davud ve Nesai, İbnu Abbas’tan gelen bir rivayette şu ziyadeyi kaydederler: “Her bir pençe sahibi kuşu da…”
Kaynak: Buhari, Zebaih, 29; Müslim, Sayd 12-16 (1932, 1933); Tirmizi, Et’ime 1, (1477, 1478, 1479); Ebu Davut
 

 

  Hadis No : 3923
Ravi: İbnu Abbas
Tanım:Cahiliye halkı, bir çok şeyi (helal addedip) yiyor, birçoğunu da pis addederek yemiyordu. Allah Teala hazretleri Resulünü gönderdi, kitabını indirdi, helalini helal, haramını da haram kıldı. Helal kıldığı helaldir, haram kıldığı da haramdır, sükut buyurduğu da aff(edilmiş)tir. İbnu Abbas, sonra şu ayet-i kerimeyi okudu: “(Ey Muhammed!) De ki: “Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti, -ki pistir- ve günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum. Fakat darda kalan -başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere- bunlardan da yiyebilir. Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder” (En’am 145).
Kaynak: Ebu Davud, Edirne 31, (3800)
 

 

  Hadis No : 3924
Ravi: Kabisa İbnu Hülb
Tanım:Kabisa İbnu Hülb babası (ra)’ndan anlatıyor: “Resulullah (sav)’a bir adamın şöyle sorduğunu işittim: “Bazı yiyecekler var, onları yemekte zorluk çekiyor, (günah mıdır diye korkuyorum)?” Resulullah (sav) da cevaben: “İçinde hiç bir şey sıkıntı olmasın, aksi halde hristiyanlara benzersin.”
Kaynak: Ebu Davud, Et’ime 24, (3784); Tirmizi, Siyer 16 (1565)
 

 

  Hadis No : 3925
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Vahşilerden kesici dişi olan her bir hayvanın yenmesi haramdır.”
Kaynak: Müslim, Sayd 15, (1933); Muvatta, Sayd 14, (2, 496); Tirmizi, Sayd 3, (1479); Nesai, Sayd 28, (7, 20
 

 

  Hadis No : 3926
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım:Ebu Davud’un bir diğer rivayetinde şöyle gelmiştir: “..vahşilerden kesici dişi olan her bir hayvanın, ve pençesi olan her bir kuşun yenmesini yasakladı.”
Kaynak: Ebu Davud, Et’ime 33, (3802); Buhari, Sayd 29, Tıbb 57; Müslim, Sayd 12, (1932); Muvatta, Sayd 13, (
 

 

  Hadis No : 3927
Ravi: Halid İbnu’l-Velid
Tanım:Resulullah (sav), at, katır ve eşek etini yemeyi yasakladı.”
Kaynak: Ebu Davud, Et’ime 26, (3790), 33, (3806); Nesai, Sayd 30, (7, 202)
 

 

  Hadis No : 3928
Ravi: Halid İbnu’l-Velid
Tanım:Ebu Davud’un bir diğer rivayetinde şöyle denir: “Hayber fethi sırasında gazvede, Resulullah (sav) ile birlikte ben de vardım. Bir grup yahudi, Aleyhissalatu vesselam’a gelerek, askerlerin ahırlarına hücum ederek (mallarını yağmalamalarından) şikayet ettiler. Resulullah (sav), bunun üzerine (müslümanlara yönelerek): “(Olamaz!) anlaşma yapılan kimselerin malı onların izni olmadan helal değildir. Ayrıca size ehli eşekler, onların atları, katırları, vahşi hayvanlardan herbir kesici dişi olan, kuşlardan da herbir pençeleri olan haramdır!” buyurdular.”
Kaynak: Ebu Davud, Et’ime 26, (3790), 33, (3806); Nesai, Sayd 30, (7, 202)

 

 

 

PostHeaderIcon Selamlaşma ile ilgili hadisler

Hadis No : 3371
Ravi: İmran İbnu Husayn
Tanım:Biz Resulullah (sav)’ın yanında iken bir adam gelerek selamı verdi ve: “Esselamu aleyküm!” dedi. Resulullah (sav) selamına mukabele etti. Adam da oturdu. Resulullah (sav) “On (sevap kazandı!)” dediler. Sonra birisi daha geldi. “Esselamu aleyküm ve rahmetullahi” dedi. Aleyhissalatu vesselam onun selamına da mukabele etti. Adam oturdu. Aleyhissalatu vesselam. “Yirmi!” dediler. Sonra biri daha geldi ve: “Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu” dedi. Resulullah, selamına mukabele etti, adam da oturdu. Hz. Peygamber bu sefer: “Otuz!” buyurdular.
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 143, (5195); Tirmizi, İsti’zan 2, (2690)

Hadis No : 3372
Ravi: Muaz İbnu Enes
Tanım:Ebu Davud’da Muaz İbnu Enes’den aynı ma’nada bir rivayet vardır. Ayrıca şu ziyade yer alır: “Sonra bir diğeri geldi ve dedi ki: “Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu ve mağfiretuhu.” Resulullah (sav) mukabelede bulundu ve: “Kırk (sevap)” deyip ilave etti: “Böylece (ziyade edilen her kelime için) sevap artar!”
Kaynak: Ebu Davud, Edeb 143, (5196)

Hadis No : 3373
Ravi: Ebu Temime el-Hüceymi
Tanım:Ebu Temime el-Hüceymi, Ebu Cüreyy el-Hüceymi’den, o da babasından (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav)’a gelip: “Aleyke’s-selam ya Resulallah. (Sana selam olsun ey Allah’ın Resulü!)” dedim. Bana hemen müdahale etti: “Aleyke’s-selam deme. Çünkü aleyke’s-selam diye verilen selam, ölülerin tahiyyesidir. Selam verdiğin zaman, “Esselamu aleyke” de! Sana mukabele eden de, “Ve aleykesselam” der.”
Kaynak: Ebu Davud, Libas 28, (4084), Edeb 161, (5209); Tirmizi, İsti’zan 28, (2722, 2723)

Hadis No : 3374
Ravi: İbnu Ömer
Tanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Yahudiler size selam verince onlardan biri, “es-samu aleyküm” der, sen de ona, “Ve aleyke!” de.”
Kaynak: Buhari, İsti’zan 229, İstitabe 4; Müslim, Selam 8, (2164); Muvatta, Selam 3, (2, 960); Ebu Davud, Ed

Hadis No : 3375
Ravi: Enes
Tanım:Resulullah (sav)’ın şu sözünü nakletmiştir: “Ehl-i Kitap size selam verince onlara “Ve aleyküm” diye cevap verin.”
Kaynak: Buhari, İsti’zan 22; Müslim, Selam 6, (2163); Ebu Davud, Edeb 149, (5207); Tirmizi, Tefsir, Mücadele

Hadis No : 3376
Ravi: Ebu Hüreyre
Tanım:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Hıristiyan ve yahudilerle karşılaşınca önce siz selam vermeyip (onlar size versinler, siz mukabele edin). Bir yolda onlarla karşılaşınca, (kenardan geçmeleri için) yolu onlara daraltın.”
Kaynak: Müslim, Selam 13, (2167); Tirmizi, İsti’zan 12, (2701); Ebu Davud, Edeb 149, (5205)

Hadis No : 3377

Ravi: İbnu Ömer
Tanım:Resulullah (sav) bevl ederken bir adam ona uğradı ve selam verdi. Ancak Resulullah (sav), selamına mukabelede bulunmadı. [Ebu Davud'un bir rivayetinde şu ziyade var: "Sonra adama (selama mukabele etmeyişinin) özrünü beyan etti: "Ben, temiz değilken Allah'ı zikretmeyi uygun bulmadım."]
Kaynak: Müslim, Hayz 115, (370); Ebu Davud, Taharet 8, 124, (16, 330, 331); Tirmizi, Taharet 67, (90); Nesai